23 Ekim 2007 Salı

Irak’ta Bağımsız Türkmen Hükümetleri/3.Akkoyunlu (Bayındır Devleti):

Bu kabile de diğer kabileler gibi üstün olma, söz sahibi olma yolunda hareket etmiştir. AkKoyunlular, Tatar ve Moğol döneminde Diyarbakır ve ona yakın bölgelere meyletmişlerdir. Tarihçiler, AkKoyunluları Oğuz Oğlu Bayındır Kazanın torunları olarak tespit etmişlerdir. 22 kabileli Oğuz oymağının bir dallı olan AkKoyunlular at ve koyun işaretine özenirlerdi. AkKoyunlu lakabı ise taptıkları beyaz koyuna dayanırdı. Diyarbakır ve yörelerine yerleşen bu kabile, beylik ve bağımsızlığa kavuşmak istiyordu. İçlerinde idareyi alıp birçok düzenli yönetimler kuran ünlü insanlar bulunmuştur. Ayrıca şehzade Timur elinde eğitim gören ve yolunu izleyip beylikler kuran kişilerde vardır. Önderleri Kara Yusuf, yüce bir makama sahip olmayı başarıp beylik direklerini Diyarbakır’da güçlendirmiştir. Torunu Uzun Hasan döneminde de beylik gücü artıp akKoyunlu beyliği ile rekabette girmiştir. M. 1470 yılında sultan Uzun Hasan’ın oğlu Maksut bey tarafından Bağdat fethedilerek daha sonra Bayındır hükmü başlamıştır. Yeni dönemde valiliği Uzun Hasan’ın oğlu Maksut almıştır. M. 1477 yılında Uzun Hasan’ın ölümü ile bölgede gerginlik yaşanıp bir çok isyan ve baş kaldırma hareketleri meydana gelmiştir. Özellikle hükmü bir yıl sürmeyen halife Halil döneminde olaylar daha da artmıştır. Fakat Uzun Hasan’ın torunu olan şehzade Ahmet durumu kontrol altına alıp kendini sultan olarak ilan etti. Ama hükmü bir yıldan fazla sürdü. daha sonra Irak sultan Murat tarafından yönetilmiştir. Ayrıca bu boy Uzun Hasan döneminde kendine uygun bir yer tutmayı başarmıştır. Ama ne yazık ki hüküm süresi kısa olduğundan dolayı halkı fazla rahat ve huzur içinde yaşamamıştır.

Irak’ta Bağımsız Türkmen Hükümetleri/2.Karakoyunlu Devleti :

KaraKoyunlular, eskiden Türkistan batısında yaşayan Türkmen bir topluluktur. M. 1284 yılında başkanları Argon döneminde Azarbeycan’a göç etmişlerdir. Sonradan bu topluluk AkKoyunlular’dan ayrılarak Erzincan ve Sivas bucaklarına yönlenmişlerdir.

Akkoyunlu topluluğu da Musul ve Diyarbakır yörelerine doğru yönlenmiştir. Bu sıralarda kabile başkanı, M. 1373 yılında Celayiri sultan Avis’e mensup olan Biram havacı idi. Biram yapılan savaşlarda destek verdiği sultanının ölümünden sonra yani H. 776 yılında ortalıktaki durumdan faydalanarak H.778 yılında Musul’u dört ay kuşattıktan sonra Sıncar, Telafer ve Azerbaycan’ın bazı yerlerini egemenliği altına almıştır. Biram havaca H.780 yılında vefat edince başkanlığı kardeşi Murat havaca almıştır. Anacak Murat havaca, kısa bir zaman hüküm sürmüştür. Çünkü beylik hükmü durmuş Oğlu Kara Mehmet’e geçmiştir. Kara Mehmet, Beylik sınırlarını genişletmek amacı ile Mardin hakimi ile savaşa girmiştir. Daha sonra öldürülen Kara Mehmet’ten sonra beyliği oğlu Kara Yusuf almıştır. Beylik, Kara Yusuf döneminde çok güçlüydü. Ayrıca bu şehzade, beyliği Timur’un oğlu Mirnaşah’tan kurtarmak için arkadaşlarını toplayıp büyük bir ordu kurarak Mirnaşahla Tebriz yakınında buluşmuştur. Kanlı bir savaş sonucu M. 1406 yılında Kara Yusuf, topluluklarını bozguna uğratıp Mirnaşah’ı öldürmüştür. Timur Irak’ı terk ettikten sonra Kara Yusuf Nüfuzu aratmaktaydı. daha sonra Celayiri sultan’ı Ahmet’i öldürüp Azerbaycan ve Irak’ta yerleşmiştir. Kara Yusuf’un oğlu Mehmet, Celayiri sultan’ı Ahmet’in H.814 yılında gösterdiği siyasete dayanarak Irak hattına yerleşmiştir. Babası Kara Yusuf ölünce mülkünü egemenliği altına aldı. Ama kardeşi İsban buna razı olmayarak ayaklandı ve devrimi kazanarak Bağdat’a girdi. Şah Mehmet de Musul’a kaçıp orada öldürmüştür. İsban’ın hükmü, ölüm yılı olan H. 838 yılına kadar devam etmiştir. Daha sonra kardeşi Cihan Şah, Sultanlığı aldı. H. 870 yılında Cihan ile akKoyunlu devletinin kurucusu olan Uzun Hasan arasında savaş başladı. Büyük bir güce sahip olan uzun Hasan önemli yerler ele geçirdi. Şah Cihan vefat ettikten sonra oğlu Hasan Ali, idareyi aldı. Döneminde mülkü azalmış ve elinde sadece Arap ile Acem Irak’ı kalmıştır. Buna rağmen Ali Hasan’ın hükmü fazla sürmedi. Çünkü Uzun Hasan H. 874 yılında güçlü bir saldırı hazırlayıp. Kuvvetini yıkarak Irak’ı elinden almıştır. Böylece 60 yıllık Kara Koyunlu devleti yıkılmıştır. Kara Koyunlu devleti yok olunca boyları da yok olmuştur. Kalanların ise çoğu Türkmen boyları ile karışıp kaynaştı. diğerleri de toplanıp güç merkezleri oluşturdu.(Yukarı Karakoyunlu, aşağı KaraKoyunlu, Orta Harap, Telre Ate, Kayımcı Ömer Yazısı) bu köyler hepsi bir bucağa bağlıdır.

Irak’ta Bağımsız Türkmen Hükümetleri/1.Celayir Hükümeti

M. 1258 yılında HÜlagü Bağdat’ı işgal edip Irak’ı geniş İlhanlı memleketinin bir vilayeti olarak içinde almıştır. Tabi o dönemlerde bu terim Horasan bölgesini, Acem Irak (Dağlık Bölge), Arap Irak, Azerbaycan, Hozİstan, Fars, Diyarbakır, küçük Asya ve diğer bölgeleri kapsardı. Sultanlık dönemi sonlarında merkezi hüküm kaldırılıp bölge idare sistemi kurulmuştur. nüfuzları altındaki bölgelerde fiili güç sahibi olan şehzadelerin rolü görülmüştür. H. 736 yılında Sultan Ebu Sait’in ölümünden sonra veraset yolu ile tahtı alacak oğlu olmadığı için devlet bölündü. Arap, Irak ve Diyarbakır’ın bir bölümü şeyh Hasan bin Hüseyin bin Akbak’a bin Eylaka Nuyan El-Celayiri’nin nüfuzuna girdi. büyük Hasan Niteliğini alan şeyh Hasan, Celayir devletinin kurucusudur. Ayrıca Celayir devleti bir çok adlar almıştır. Büyük dedeleri Ayılkanuyan’ın adına dayanan Ayılkaniye ve Febasi tarafından şeyh Hasan’a dayanan şeyh Hüseyin’e adı verilmiştir. Celayir oymakları, Avnan ırmağı yakınında Menğol yanı konut bilen büyük oymaklardan biridir. Başında komutan olan bir çok bölümden oluşurmuş. Onlar da Turkıravut, Kanfeyavut, Avyat, Nilkan, Kurkin ve Tude. Araştırmacılar bir çok değişik bilgiler vererek bu kabilenin aslını karıştırmışlardır. Bazen Türk uluslarından bazen de Moğollu Durliki neslinden olduğunu söylemişlerdir. Aslında Moğol ve Türk boyları hakkında olan bilgiler tarihi kaynaklar olmadığından dolayı yetersiz sayılır. Ayrıca bu kabileler birbiri ile karışıp kaynaşmışlardır. Celayirlerin son zamanlarda Moğollaşan Türk uluslarına mensup bir kabile olduğunu söyleyebiliriz. Bu kabileye ait Cayulğan kısmı El- Hatay oymakları ile yapılan savaşta çok sayıda can kaybı olmuştur. Bazı kişiler, Türk ve Moğol kabilelerini idaresine alan Cengizhan döneminde önemli görevler almayı başarmışlardır. Bunlardan kabile komutanı olan Mukli Kuyanek ve ordu liderliğini alan Cayıt ki, torunları ile birlikte büyük han anlamında gelen Kuyanek lakabını kullanmıştır. Cengizhan değişik kabilelerden oluşan ordusunu dağıtmaya başladığında bu parçalama işi celayirleri de etkilemiştir. Bir kısmı Çin, Moğolistan, Türkistan, Mezopotamya ve Kabacan’a gitmiştir. Diğer kısmı ise İlhanlılarla kalarak İran ve Irak’a gelmiştir. Celayir şehzadeleri askeri ve idari yönlerden yeteneklerini göstererek Moğol ordusunda önemli yerleri işgal etmişlerdir. Örneğin on çocuk babası olan Ayılkanuyan ordu komutanı idi. Dokuzuncu oğlu Ergun Sultan Ebu Sait döneminde Horasan’a şehzade olmuştur. Sultan Ebu Sait Bahadır hanın ölümünden sonra memleket için büyük Hasan ile Tatar şehzadeleri arasında Çekişme başlamıştır. savaş rüzgarları H. 736 yılına kadar esmeye devam etmiştir. Oğuzlar tarafından destek gören Celayirli büyük Hasan Irak’ta iktidara geçerek memleketin onarımına başlamıştır. H. 757 yılında Büyük Hasan vefat ettikten sonra oğlu sultan Avis bir zaman sonra memleketini genişletmek amacı ile Azerbaycan kralı olan Hicuk aleyhinde bir operasyon düzenlemiştir. Kendi komutanlığında olan operasyon yardımcısı, Rumlu Murcan adlı biri idi. Murcan bu durumdan yararlanarak Irak’ta bağımsızlığını ilan etmiştir. Bunu haber alan Avis ateş püskürecek bir halde Bağdat’ı kuşatıp içine girmeyi başarmıştır. avis, Murcan’ın tutuklanarak öldürülmesini istedi. Ancak Bağdat’ın görgülü bilim adamları Avis’e ricada bulunarak affetmesini istemişlerdir. H. 776 yılında Avis vefat ettikten sonra oğulları (Hüseyin, Hasan, İsmail, Ali, Ahmet) sultanlık için kendi aralarında çekişmişlerdir. Hüseyin kardeşlerini yenerek sultanlığa geçmiştir. Fakat aralarında çekişme hiç sönmemiştir. Çünkü kısa bir süre sonra Ali Hüseyin’in Tebriz’de olduğundan yararlanarak Bağdat içlerine gelmiştir. Bunu haber alan sultan Hüseyin kardeşi Ahmet liderliğinde büyük bir orduyu Bağdat’a göndermiştir. Savaşı kardeşi Ali aleyhinde kazanan Ahmet daha sonra Hüseyin tarafından Bağdat’a vekil olarak tayin edilmiştir. Uzun bir zaman geçmeden Ahmet kardeşi Sultan Hüseyin aleyhinde olarak Irak’ta bağımsızlığını ilan etmiştir. Daha sonra güçlü bir operasyon düzenleyerek Tebriz’e yürüyüp H.785 krallığı almış ve kardeşi Hüseyin’i öldürmüştür. M. 1393 yılında Sultan Ahmet, Bağdat’ı işgal eden Timur korkusundan Şam’a sığınmıştır. Timur de Irak’ın kalan şehirlerini işgal ettikten sonra Mesut Sebzadari’yi yardımcı olarak tayin etmiştir. Sonra M. 1393 yılında Arap kabilelerinin yardımı ve Mısırlı Sultan desteği ile Sultan Ahmet dönerek Mesut Sebzedari’yi Bağdat’tan kovmuştur. Ama Timur’un fetih ve batıya doğru ilerleme haberleri onu hep sarsmıştır. Dolayısıyla M. 1399 yılında Kara Mehmet’in oğlu Kara Yusuf ile Rum Diyarına yönelmişlerdir. Timur 27 Zilkadre M.1399 yılında Bağdat’ı iki ay kuşattıktan sonra ikinci defa olmak üzere işgal etmesini başarmıştır. Şehri yok ettikten sonra terk etmiştir. O sıralarda Rum tarafından dönen Sultan Ahmet, dağılan üyelerini toplayıp kabileleri zorlayarak şehrin onarılmasına başlamıştır. Ancak Timur kuvvetlerinin durmayan saldırıları, şehzadelerin baş kaldırması ve Kara Yusuf ile aralarındaki anlaşmazsızlıklar gibi bir çok nedenlerden dolayı Irak’ta Otoritesinin zayıflamasına neden olmuştur. M. 1402 yılında Kara Yusuf Bağdat’ı işgal ettiği sıralarda sultan Ahmet yine Şam diyarına kaçmayı başarmıştır. M. 1403 yılında Timur kuvvetleri tekrar Bağdat’ı işgal etmiştir. Bu arada Kara Yusuf da Şam’a kaçmıştır. M. 1398-M. 1405 yılları arasında Mısırlı sultan Nasır Fereç bin Bekük Kara Yusuf ile sultan Ahmet’in tutuklanma emrini vermiştir. Ancak M. 1404 yılında Timur’un vefatı ile birlikte serbest bırakılmışlardır. Serbest olan Kara Yusuf Tebriz’e gitmiş. Sultan Ahmet de Bağdat’a yönelerek 5 Muharrem M. 1405 yılında fethe başlamıştır.
Celayir Devletin Yıkılışı: H.813 yılında Kara Yusuf ile sultan Ahmet arasındaki anlaşmazsızlıktan dolayı savaş rüzgarları esmeye başlamıştır. Tebriz yakınlarında meydana gelen bir savaşta Kara Yusuf tarafından esir alınan sultan Ahmet’in serbest bırakılmasına karşı anlaşmaya varılmış ve memleketinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Ancak Kara Yusuf sözünü yerine getirmeyip sultan Ahmet’i öldürerek Celayir devletine son vermiştir. Ama bazı kaynaklar Sultan Ahmet’in kaçarken öldüğünü söylemektedir. Sultan Ahmet’in ölümü ile 76 yıllık Celayir devleti yıkılıp yerine Türkmen devleti olan KaraKoyunlu devleti kurulmuştur.

Kerkükteki Kapçak Beyliği

Bu Atabeyliğin kurucu ve hakimleri Türk oymaklarından olan İvakıya yada İvaeye Türkmenlerindendir. H.7 yüzyılda Azarbeycan’nı ele geçirip içinde uzun zaman oturmuştur. Ama H. 623 yılında Havarizim Şah Celalattin Fikbırti Azarbeycan’da olan idareyi yok etmeği başardı. Bu Beyliğin, tam olarak tarihi ve kurucusunun adı belli değildir. Ama Selçuk ordusu ile Beyliğe giren Kapçak Bin Arslan Taş El-Türkmeni Şehzade olarak kabul edilmiş dolayısıyla adına olan bu Beyliğin kurucusu olarak tanınmıştır. İbni Esir bu Beylik hakkında yazılanlara göre Şehrezür ve çevresinde bulunan kaleler için emri Kapcak Bin Arslan Taş El-Türkmeni’nin elinde olduğunu belirtmiştir. Kapçak Beyliği şimdiki Kerkük ve Süleymaniye bölgelerine düşer. Kapçak Şehzadeleri kışı Kerkük’te, yazı Şehrezur’de geçirirdi. Ayrıca İmadettin Şehrezur, bölgesini bir bütün olarak babası olan Seyfettin Gazi’ye tahsis etmiştir. Cabir kalesini kuşattığı sıralarda öldürülen İmadettin’den sonra vekili Zeynettin Ali Küçük krallığı teslim almıştır. Daha sonra Musul Atabeyliğinin emri üzerine Şehrezur Türk Şehzadelerine boyun eğdi. H.563 yılında Musul vekilliğinden ayrılan Zeynettin Ali Küçük Şehrezur Atabeyliğini Yazan’a bırakmıştır. Oğlu Şehabettin Mehmet Bin Yazan Mücahidettin kaymaz ve Seyfettin Gazi arasında olan hilaf nedeni ile Seyfettin’i ortadan kaldırdı. Ayrıca tarihi olaylar, şehzade İzzettin Hasan bin Yakup bin Arslan taş el-Türkmani El-İvayi atabeylik devletinden ayrılarak gücünü geri almış ve halife Nasır Lidinillah’ın kurucuğun da yaşamıştır. H.555 yılında Kerkük’te olan İzzeetin Hasan El-Kapçak Halife Nasır ordusundan kaçan sultan üçüncü Tuğrul bin Arslan bin Tuğrul ile birleşerek yaklaşık 50,000 Türkmen askerle Aşne ve Urumiye’ye doğru yönlendiler ama yenilerek Kerkük’teki şehzade İzzettin Hasan Bin Kapçak’a ait olan Karhani kalesine dönmüşlerdir. Öte yandan sultan Tuğrul oraları terk ederek yurduna geri döndü. Muzafferettin Gökbörü’de kendini Kapçak beyliğine yakın hissederek şehzade İzzettin’i tutuklayıp beyliği ele geçirmiştir.

Erbil Beylik Atabeyliği

Bu Atabeylik Musul ordusunun lideri şehzade Zeynettin Ali Küçük tarafından kurulmuştur. bu zat Atabeylik yardımcısı olarak siyaseti yönlendirmekte idi. Her devlet kendi sınırlarını dış tehditlere karşı savunmak zorunluluğu prensibini Musul Atabeyliği kurucusu da kullanmıştır. Musul Atabeyliğini, doğu dağlar bölgesi ile Fars Diyarından ayıran Erbil şehrinin böyle bırakılmasını doğru bulmayıp M. 1117-1130 yılında Sultan Mahmut ile anlaşma kurarak Erbil şehrini teslim almıştır. Musul Atabeyi İmadettin Zengi de Erbili Şehzade Zeynettin Ali Küçük’e teslim etmiştir. Ayrıca bu Şehzadenin Musul Atabeyliğini kurmasında etkin bir rolü vardır ki bu ilgi İmadettin Zengi ile güçlenerek Musul Atabeylik kuruluşunun ikinci yılında yani H. 521 yada H. 522 yılında Zengin Erbil’i fethedip Zeynettin Ali Küçük’e vermiştir. M.1146 yılında Zeynettin Ali Küçük, Atabeylik bakanı olan Cemalattin El-Asfahani ve Selahattin El-Yağısyani yardımı ile tahtı savunarak sultan Mahmut’un oğlu AlpArslan güçlerine karşı koymuştur. Zeynettin Ali Küçük’ün isteği üzerine tahta oturan İmadettin Zengi’nin büyük oğlu Seyfettin Gazi M. 1149 yılında bir hastalık nedeni ile hayata veda etmiştir. Seyfettin Gazi’den sonra kardeşi Kutbeddin Mevdud tahta gelip Zeyneddin Ali’yi yardımcısı olarak tayin etmiştir. Zeynettin Ali Küçük de Atabeylik devletinde ve memleket idaresinde büyük bir nüfuza sahipti. Erbil’i Zeynettin’in yerine vekaleten M. 1164 yılına kadar Abu Mansur Şerftekin El-Zeyni ve M.1164-1175 yılına kadar Mucahidettin Kaymaz El-Zeyni yönetmişlerdir. Daha sonra Zeynettin Ali Küçük Erbil’deki tüm mülklerini Musul Atabeyliği başında bulunan Kutbettin Mevdu’da vermiştir Ve M. 1168 yılında Erbil’de vefat etmiştir.

Musulda Atabeylik Devleti

ak Senker Bin Abdullah’ın oğlu İmadeddin Zengi, Sultan Melik Şah Bin Alparslan’ın arkadaşı idi. AlpArslan’ın vefatından sonra Sultanlık, oğlu melik Şah’a geçmiştir. melikşah ak Senker ile arkadaşlığını koruyup kendine yakın ederek bir çok işlerinde ona itimat etmiştir. Makamı yükselip “Devlet Kasimi” lakabı ile anılan Ak Senker H.480 yılında Halep, Hamah, Menbeç ve Lazkıye’nin idaresini aldı. H.521 yılında Musul idaresini ele geçiren İmadeddin Zengi Selçuklu devletinden olan sistemlere dayanarak Atabeyliğin İdari ve askeri yönlerini düzeltmeye yöneldi. Ayrıca Musul’da bulunan Atabey Cabir Kalesini kuşatırken H.541 yılında Tanrı rahmetine kavuşmuştur. Böylece bu Beylik hükmü M.1127-M.1223 yılına kadar devam etmiştir. M.1223 yılında Bedrettin Lulu Musul’daki El, Zengi ailesinin son krallık hükmünü çözmüştür.

Musul, Atabeylik Devleti döneminde İslam dünyasının önemli devletlerinden biriydi. İlim, Bilgi, Sanayi, Ziraat, Ticaret ve Reform yönleriyle gelişip dünyanın en ünlü devletlerinden biri olarak sayılmıştır. Ayrıca Musul’da olan eski medeniyet izleri hala durmaktadır.

Atabeylik Sisteminin Tanımı

Atabeylik Türk Atabek kelimesinden alınan bir sözcüktür. Türkçe bir laf olan bu sözcük baba anlamına gelen Ata ve Şehzade anlamına gelen Bek kelimesinden olmuştur. Toplam anlamı da Şehzade Baba oluyor. Bu lakabı da Selçuk Sultanları, çocuklarına eğitim veren kimselere takmıştır. Bu adla anılan ilk kişi de bakan Nizam El-Melik’tir. İslam dünyasında Selçuk hükümdarları Atabeyliklerle ün kazanmıştır. en Önemlisi M.1128 yılındaki İmadeddin Zengi tarafından kurulan Musul Atabeyliğidir.