Irak’taki Türkmenler eski zamandan beri vatanlarından şimdiki yurtlarına ya akarak, ya sığınarak, yada saldırarak gelmişlerDİR. Ayrıca belirttiğimiz gibi Türkmenler değişik zamanlarda Irak’a yerleşip halkLA kaynaşmışLARDır. Ama çoğu zaman onlar Osmanlı devletin kalıntısı olarak nitelenDİRİLip kendi kültür ve medeniyetlerinden uzak tutulmuşlardır. Türkmen halkı kendi tarih ve kültürünü HER ZAMAN muhafaza etmeye çalışmıştır. Türkmen tarihi bir çok insanlar tarafından bilinmeyen ve gereken önemi görMeYEn bir GÖRÜNÜM SERGİLEMEKTEDİR. Ama hakikat BÖYLE DEĞİLDİR. tarih çağlarını birbirine bağlayan dönemlerden Türkmenlerin tarih ve kültürünü anLATan bir çok kitap ve kaynaklar bulunmaktadır. Her ne kadar bu kaynaklar baskı gücüne maruz kalsa da yine de Türkmen varlığıNIN uzak ve yakın GERÇEĞİNİ KİMSE ÖRTBAS EDEMEZ. BUNUN İÇİN GÜNÜMÜZDE tarihi, sosyal, siyasi VE HER YÖNÜYLE incelemeMİZ GEREKLİDİR. Ayrıca tüm çabaları birleştirip Türkmen varlığını. CANLANDIRMALIYIZ. amacımız zaten gerçek tarihi anlatmaktır. her ne zaman insan gerçeği bulursa saadeti DE buluR. Son olarak bu inceleme, Türkmenlerin tarihi dönemlerini açıklayan mÜtEvazi bir teşebbüstür. Umarım okuyanLARa yararı olur.
Kaynaklar
1Admons KÜRt-Türk-Arap
2 Arşet El-Hürmüzi El-Türkmen fi El-Irak
3 El-Mukaddesi El-Mektebe El-Coğrafiye
4Partolt 1-Tarih El-Türk fi Asya El-Vusta
2-Dairet El-Maarıf El-İslamiye
5 Tamara Talgut El-Selacike
6 Halil İsmail Muhammet El-İntişar El-Coğrafi El-Irak
7 Ceza Tofik Talıp Şabul Irak ve kurdistan
8 Cafer Hüseyin Hasbak El-Irak fi El-Aht İlhanil Moğoli
9 Casim Muhsin Halil El-İktisat El-Tabii ve El-Coğrafya El-Beşeriye fi El-Irak
10 Raşit El-Cemili El-Devle El-Atabekiye fi El-Musul
11 Ramazan Şerif El-Davudi Loristan El-Kebir
12 Zubeyr Bilal İsmail Erbil fi El-Edvar El-Tarihiye
13 Ziyat Kçpürlü El-Vucut El-Türki fi El-Irak
14 Sait El-Diveci El-Musul fi Aht El-Atabeki
15 Şakır Sabır El-Zabıt A.Hulasat El-Tarih El-Türkmeni fi El-Irak.
B.El-İlakat El-Tarihiye beyne El-Türkiye ve
El-Irak
16 Salı Kaftan El-Karat Leysu Türkmen
17 Taha El-Haşimi Coğrafiyet El-Irak
18 Abdulrazzak El- Hüseyini Tarih Irak El-Hadis
19 Abbas El-Azzavi El- Tarih El-Irakİ Beyne El İhtilaleyin
20 Abdulletif BenderOğlu El-Türkman Fi El- Irak el Sevre
21 Ala Nevres El-Irak fi El-Ahıt El Osmani
22 Abdulmecit Hasan Veli El-Avza El- İktisadiye ve El-Siyase lil Irak
23 Fuat abdulmoti El Sayyat A. El- Moğol fi El-Tarih
B. El-Muerrihil El-Moğoli El-Kebir
24 Kral Brokılman Tarih El-Akvam El-İslamiye
25 Stivin Hemsili Longrik Rihlet İbin Batuta
26Muhammet Ferit Tarih El- Devle El-Osmaniye El-Kubra
27 Mahmut Fehmi Devreş Delil Cumhuriyet El-amali Senet 1960
28 Muhammet El-Cundi Diret El-Maarıf El-Irakiye
29 Mune Akravi İnceleme
30 Seçkin Musannifler El-Irak fi El- Tarih
31 Nuri Abdulhamit El-Ani El- Irak fi Aht El- Celairi
Dergiler:
1.Türkmen Kardeşlik Dergisi - 2nci sayı
2.Irak Türkmenlerin İslami Birliği
3.Irak Milli Türkmen Partisi Enformasyon Bülteni Bürosu
23 Ekim 2007 Salı
Nüfusları
Irak hükümeti açıkTAN devamlı Türkmen nüfusunu azaltmaya çalışmıştır. Dolaysıyla şimdiye kadar Türkmen nüfusunu belirten tarafsız bir sayım yapılmamıştır. 1957 yılında yapılıp sonuçları 1959’da açıklaNan sayım DA Iraktaki TürkmenlerİN sayısını yaklaşık 567.000 kişiYDİ. yani Irak’ın toplam sayısında yaklaşık %10 DU. Ama Irak Hükümeti her türlü yolu deneyerek bu gerçeği saklamaya çalışmıştır. Fakat 1957 sayımına göre Kuzey Irak’ta sayıları %73 oranınDa BULUNAn Türkmenler ŞU ANDA IRAK halkların GENELİNDE üçüncü sırada gelmektedir. Irak’ın toplam sayısında ise yaklaşık %29,6 oranını oluşturmaktadır. 1957-1977 yılları arAsıNda nüfus artısı %1 oranından daha az olduĞU görülmektedir. Genellikle Irak’ta Türkmen oranın 1957-1977 yılları arasında %2,1 oranından %1,2 oranına düştüğü anlaşılmaktadır. Yukarıdaki bilgilere göre Türkmen oranı devamlı azalmaktadır. Nedeni ise:
A.Türkmenler Kuzey Irak’ta özellikle Telafer’den Musul’daki Sıncar, Erbil, Kerkük, Hanekin ve Diyale’den Mendeli’ye kadar uzanan bölgelerde zorunlu göçe maruz kalmışlardır.
B.Irak Hükümeti Kürt halkıNA kullandığı ASİMİLASYON politikasını Türkmenlere de kullanmıştır.
Irak’ta nüfus artIŞ oranı %3,2 olduğu halde Türkmenlerin toplam sayısı 1994 yılında Kerkük, Erbil, Musul, Salahattin ile DiyalA’yA bağlı köy, kasaba ve Bağdat’ta yaşayanLAR dahil en kötü tahmine göre yaklaşık 6,000,000 kişidir.
A.Türkmenler Kuzey Irak’ta özellikle Telafer’den Musul’daki Sıncar, Erbil, Kerkük, Hanekin ve Diyale’den Mendeli’ye kadar uzanan bölgelerde zorunlu göçe maruz kalmışlardır.
B.Irak Hükümeti Kürt halkıNA kullandığı ASİMİLASYON politikasını Türkmenlere de kullanmıştır.
Irak’ta nüfus artIŞ oranı %3,2 olduğu halde Türkmenlerin toplam sayısı 1994 yılında Kerkük, Erbil, Musul, Salahattin ile DiyalA’yA bağlı köy, kasaba ve Bağdat’ta yaşayanLAR dahil en kötü tahmine göre yaklaşık 6,000,000 kişidir.
Irak’ta Türkmenlerin Yerleşim Yerleri
Türkler, Kürt bölgeleri ile Arap bölgelerini birbirinden ayıran bölgede yani kuzey batı ve güneye doğru uzanan çizgi arasında yaşamaktadırlar. Bu bölgede ŞU köyleri kapsamaktadır: “Telafer, Dicle ırmağı sol tarafına DÜŞEn ve Erbil ile Musul şehirlerinİN güney doğusuna düşen köyler, Altın köprü, Kerkük, Tazehurmatu, Tuzhurmatu, Kifri, Hanekin, Kara Tepe, Kılar bat ve Mendeli ”Erbil siyasi yargıcısı DıpliyoLar bu konu hakkında şöyle yazmıştır: İngiliz işgali döneminde Türkçe konuşan yani Türk olan iki bölge vardı. Birisi Erbil ve diğeri küçük Zap ırmağındaki bir ada ortasına düşen Altın köprü. Ayrıca Hüseyin Fazıl Kerküklü, Erbil, ve Türkmenlerin yaşadığı diğer bölgeler hakkında çıkarttığı “Musul Problemi” adlı kitabında şöyle demişTİR: Bu şehirlerde yaşayan insanların aslının Türkiye’den olduğu kanıtlanmıştır. Üstelik Türkçe konuşmaları yanında görgülü VE şahsiyetli Türk imişler. Ayrıca hükümet gözetimi altında çıkan ilk gazete Türkçe basılmıştır. AYRICA Erbilde Kİ beş muhtarın aslıNIN Türk olduğu belirlenmiştir. “El- Tecdid El- Hazari Likalet Erbil” (Erbil Kalesinin Çağdaş Yenilenmesi) adlı kitabın yazarı Haydari da şöyle demiştir. “Erbil kalesi Osmanlıların son döneminde görgülü şahsiyetlerin konut yeri idi”. Öte yandan Bir Türk Erbil şehri hakkında şöyle demişTİR: Erbil şehrinİN merkezinde olan kale, üç mahalleden oluşmaktadır. Doğuda Saray, güney batıda Tophane ve Kuzeyde Tekke Mahallesi. Bazı tarihçiler bu TürkmenleriN AbbAsi HALİFELER döneminde Irak’a gireN Selçuk Türkmenlerinden olduğunu iddia ediyor ki bir zamanlar devlet gücünü ellerine alıp BağdaT, Musul gibi vilayetlerde hüküm sürerek halkı ile karışmışlarDIR. Bir kısım tarihçilerde bu Türklerin Bağdat’ı kurtarmak için Farslar aleyhinde dördüncü Murat tarafından hazırlanan ordu erlerinden olduğuNU öne sürmektedir. Çünkü ordunun işi tamamlandıktan sonra bir bölümü dönerek diğerleri Bağdat’Ta kalıp güney ve kuzey eyaletlerinde BULUNAN Türkler’İN yaşadıkları çizgi üzerinde yaşamışlardır. Zamanla bu Türkler yaşadıkları çizgi üzerinde bir garnizon oluşturarak bölgede BULUNan DEVŞirme topluluklarına mensup olmuşlarDIR. Ayrıca Anadolu ile Irak’ı birbirine bağlayan bu çizgi üzerindeki köy ve şehirlerde yaşayan Türkler, değişik sultan ve hakimlerİN yardımı ile toprak sahibi olup tarım, sanayi (Endüstri) ve memurluk gibi mesleklerle uğraşmışlardır. Tarihçilerin bazıları ise Türkmenler neslini ikiye ayırmışTIR:BİRİNCİSİ, dokuzuncu çağda Abbasi halifeleriNİ savunmak için Irak’a giren ücretli askerler nesli. İKİNCİSİ, Orta çağlarda Irak’a saldıran Türk ve Moğollar nesli. Bu Türklerin konut yeri güneydeki Kürt bölgeleri ile Mendeli arasına düşen köy ve şehirlerDİR. YANİ kuzeyde Kerkük ve Musul şehrinİN kuzey ve batısındaki bölgelerDİR. Özellikle Telafer’LİLERİN Kullandıkları dil ise çoğunlukla Türkçe’dir. Ama büyük bir kısmı Arap ve Kürt bölgelerine yakın olduğu için Türkçe yada Arapça konuşmaktadır. Bölgede Türkmenler, Irak batısındaki Sıncar’dan başlayıp Telafer merkezi Neyneve ve erbil kuzeyinde olan bölgelerde yayılmışlardır. Bu da Türkmenlerin sadece bu yerde yaşadıkları anlamına gelemez. Çünkü değişik nedenlerden dolayı ayrı ayrı yerleri konut bilmişlerdir. Örneğin güneydeki Mendeli ve Kuzeydeki Kerkük arasındaki bölgeler yani Kürt bölgesinin batısındaki köy ve şehirler. Ayrıca kullandıkları dil özel bir Türk şivesidir. Üstelik çoğu da Arapça’yı iyice bilMEKTEDİRLER.
TÜRKMENLER Irak’ın Yeni ve ÇAĞDAŞ Tarihinde katkıları
Irak toprakları uzun tarihi boyunca değişik nedenlerden dolayı birçok savaş, çatışma VE olaylara sahne olmuştur. Kuzey doğuda olan dağlık bölge ve güney doğudaki büyük çöl görüNÜMÜ Irak’ın önemini özellikle savaşlar döneminde artırırdı. Çünkü bu bölge, değişik ulus VE dinlere mensup olan insanların geçiş koridoruYDU. Genellikle Irak Nüfusu dağları konut bileN Kürt ve ovalarda oturan Araplardan oluşur. Bu iki topluluk arasında da kendi dil, adet ve gelenekleriNİ koruyan Türkmenler yaşarlar. Dolayısıyla Türk yada Türkmen lafı Kürt ve Arap bölgeleri arasında yaşayan insanlara denir. Zamanla bölgeleri gelişip şimdiki Telafer, Guver, mahmur, AltınKöprü, Kerkük, Dakuk, Tuzhurmatu, Kifri, Hanekin, ve Mendeli şehirlerine dönüşmüştür. Irak’ta 1925 yılında çıkan ilk anayasa Kürtçe, Arapça ve Türkçe basılmıştır. Ancak 1933 yılında yapılan düzeltmelerden sonra 17ncİ maddesinde şöyle diyor: “Ülkede Arapça dil olacaktır” ama 1931 yılında bu madde ile ilgili 74 sayılı mahalli diller kanunu Türkmenleri istisna etmiştir ki içinde: “Yargı işleri, Kerkük ve Erbil gibi Türkmen bölgelerinde Türkçe olması lazımdır” 1950 yılında hükümet okullarda Türkçe dilin kullanılmasını azaltmaya başlamıştır. Daha sonra 24 Ocak 1970 tarihinde resmi bir kanunla ilk okulda Türkçe eğitim yapma kararı aldıktan bir yıl sonra hükümet aynı kararı hiç bilip okulları kapatarak Türkçe ile eğitim yapmayı yasaklamıştır.
1970-1980 yılları arasında Türkmenler çeşitli terör işlerine maruz kalmışlardır. bazı liderler tutuklanıp yargılanmış yada suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti kullandığı insanlık dışı siyasete rağmen Türkmen halkını bir türlü mücadele yolundan uzak tutmayı başarmamıştır. Onlar dedelerinin yurdunda hep gelenek ve milli varlıklarını canlandırmaya çalışmışlardır.
1970-1980 yılları arasında Türkmenler çeşitli terör işlerine maruz kalmışlardır. bazı liderler tutuklanıp yargılanmış yada suni yargılarla hapiste yatmışlardır. Irak hükümeti kullandığı insanlık dışı siyasete rağmen Türkmen halkını bir türlü mücadele yolundan uzak tutmayı başarmamıştır. Onlar dedelerinin yurdunda hep gelenek ve milli varlıklarını canlandırmaya çalışmışlardır.
Osmanlı yönetim Döneminde Türkmenlerin Irak’a Girmeleri
Önceden Osmanlılar Kabi adı ile bilinen Türk Gaz oymaklarına mensuptu. M.13ncu yüzyılda Orta Asya’dan Anadolu’ya yönlenmiş ve 1258 yılında dünyaya gelen Osman Gazi, güçlü bir beylik kurmayı başarmıştı. Safevi ailenin kurucusu olan Şah İsmail M. 1508 yılında Irak’ı AkKoyunlu istilası altından çıkarıp işgal etTİKTEN sonra hÜKÜMDAR olarak İbrahim Hanı’Yİ tayin etmiştir. Kendisi de fetih hareketleri ile uğraşarak memleketin sınırlarını doğudan Hirat’a ve batıdan Diyarbakır’A GÜNEYDEN Bağdat’a kadar uzaTmıştır. M. 19ncu yüzyıl, SafEvi ile Osmanlılar arasında meydana gelen şiddetli bir çekişmeye şahit olMuŞTUR. 1514 YILINDA Çaldıran savaşı YAPILDI. Osmanlılar Irak’ın kuzeyini alıp Diyarbakır, Mardin ve Musul’da hakimler tayin etmiştir. Ayrıca Osmanlı kuvvetleri komutanı olan Bikli Mehmet Paşa ve erdemli bilgin İdris Bedlisi ile işbirliği yaparak Safavi devletine ait (Musul, Ana, Hadise, Sıncar, Telafer, Ebu Ömer, Amadiye, Erbil ve Kerkük) şehirlerinDe yönetimini almasını başarmıştır. Türkmenler güneyden Mendeli ve kuzeyden Kerkük arasında olan köy ve şehirlerde yaşarlar. Diğer bir gurup da Musul şehrinin kuzey ve batı kısımlarında özellikle Telafer’de yaşarlar ve bunlar Türkçe olan özel bir şive ile konuşurlar. Daha sonra Osmanlıların en büyük sultanı olan Süleyman PADİŞAH OLDU VE Döneminde Irak, birinci cihan savaşının başlangıcına kadar Osmanlı devletin bir parçası olarak kalDı. Ayrıca döneminde devletin sınırları Almanya, Avrupa ve Kızıl Denizine kadar uzanmıştı. M. 1595- 1603 yılında üçüncü Mehmet döneminde Osmanlı devleti bir yandan AVUSTURYA ile olan savaşla ve öte yandan Asya’da olan AYAKLANMALARI bastırmaya çalışırdı. Osmanlı döneminde olan olaylar dizisi 1633 yılında FaRslarIN ikinci defa olarak Irak’a girmelerine fırsat hazırlamıştı. Osmanlı devleti gelişmeye başladığı dönemlerde SafEvi devleti özellikle Şah abbas’IN ölümünden sonra M. 1629 yılında durumu kötüleşmeye gidiyordu. Bu oluşumdan faydalanan dördüncü Murat üçüncü sefer olarak Bağdat’ı nüfuzu altına almayı başarmıştır. Osmanlı seferi ile çok sayıda Oğuz Irak’a girdi. Bu açıdan seferlerin en önemlisi KANUNİ Sultan Süleyman ve 1638 yılında dördüncü Murat seferi oluyor. Bağdat’ı SafEvilerİN elinden alıp içine kendisi ile gelen Türkleri yerleştirmiştir. Ayrıca yeni gelen Türkler ve eskiden burada olan Türklerle aynı yerde yerleşip kaynaşmaları doğal bir şeydir. İnsanların çoğu Irak’ta olan Türkmenleri Osmanlı seferleri ile gelen Türklerden olduklarını sanır. Ama tarihi gerçekler Türkmenlerin Irak’ta varlığını H. 54 yılında OLDUĞUNU ispatlamıştır. Ayrıca Osmanlı seferleri ve Bağdat’a girişi H. 941 yılında başlamışTIR. Bu bilgilerde Irak’ta Türkmen varlığı hakkında tüm endişeleri reDDETMEKTEDİR. Çünkü Irak’ta Türkmen varlığı hakkında araştırma yapan insanlar tarihi gerçeklere dönmeden onların varlığını Osmanlı döneminden olan seferlere bağlamışlardır.
Irak’ta Bağımsız Türkmen Hükümetleri/5.Moğol Döneminde Türkmenler
Gerçek Moğollar, Mangolya adı ile bilinen tepede büyümüşlerdir. sınırları ise kuzeyde Cobi Çölü, güneyde Sibirya, batıda Menşurye ve doğuda Nay ve Hincan dağları arasında olan Türkistan’dır. Ayrıca Çin’deki Tuhum bucağının Tambat bölgesini konut bilen Moğolların bir Türk sınıfı olduğu söyleniyor. Moğol ismi ise Müslümanlar tarafından Çin ile Menşurye arasında ve Sibirya güneyinde yaşayan Bedevi uluslara verilmiştir. şimdi Mangolya cumhuriyeti olarak bilinir ve batıdan Tay dağları ile doğudan Hincan dağları arasında olan doğu Türkistan’a kadar uzanır. Ayrıca Moğol ismi H. 4’ncu yıldan beri bilinmektedir. Moğolların arasında dünyaya gelip ünlü olan komutanlardan Cengiz Han vardı. Hülagü’nün kendi döneminde İsmail topluluğunu yok ettikten sonra Bağdat’taki hilafeti ortada kaldırmak ikinci amacı idi. Çünkü Mutassam yönetimindeki Abbasi hilafeti Hülagü seferinden önce zayıflamıştı. Moğol ordusunun gelişini önceden bilen Mutassam, durumu önleyerek adım atamadı. Ayrıca Mutassam döneminde Bağdat’ı işgal etmek isteyen Moğol ordusu ile halife ordusu arasında birkaç defa çatışma çıktı. Ama işgal’i H. 656 yılına kadar başaramadılar.
Moğol işgalin ilk Aşamaları’nda M.1219 yılında Cengizhan İslam dünyasını geçerek Huvarİzİm devletini işgal etti. Bu da Mezopotamya ve Afganİstan ile İran bölgelerinin çoğunu kapsamakta idi. Ayrıca M. 1258 yılında torunu Hülagü, Abbasiler başkenti olan Bağdat’ı işgal etmişti. M. 1221 yılından bu yana Çin’den Rusya’ya uzanan Moğol imparatorluğu Irak ve çevresinde olan bölgeleri özellikle Abbasilerin kalesi olan Huvarİzİm devletini tehdit ediyordu. Ayrıca M. 1258 yılında yani Bağdat işgali sıralarında Abbasi halifesi askeri ve siyasi yönlerden Moğollara karşı pek iyi sayılmazdı. Çünkü Çin, Türkistan, Hindistan’ın bir bölümü, İran, Küçük Asya ve Rusya’ya kadar uzanan bu büyük imparatorluk sahibi Moğolların mal, silah ve güçlü bir orduları vardır. Hilafet devletinin sınırları ise M.1242-1257 Abbasi halife Mutasaam döneminde Tikrit’ten Fav’a, Hozıstan’ı kapsayan Halvan’dan Ana’ya kadar uzanırdı. Ayrıca Moğol işgali döneminde en güçlü İslam devleti, Selçuklu devletin kalıntıları üzerinde büyüyen Huvarızım devleti idi ki sonunda şekilde de olsa Mezopotamya ve İran’ın birleştirmesini başarmışlardır. şehzadesi Alaattin Mehmet olan bu devlet büyük mal, askeri araç ve gereçlere sahip idi. M. 1199-1219 yılında Mezopotamya ve Horasan krallarını yok edip Bağdat’a saldırmak istemişler, M. 1216 yılında kuvvetlerini toplayıp Irak’a doğru yönlenmişlerdir. Ama karlı bir fırtınanın kopması nedeni ile güçlü ordusuna rağmen geri dönmek zorunda kalmışlardır. M. 1219 yılında devletini işgal eden Moğollardan kaçarak Hazar denizi adalarından birine sığınıp hayatına orada veda etmiştir. M. 1221 yılında Moğolların Azerbaycan’daki Mirağa üslerinden Erbil’e doğru ilerleme haberleri Bağdat’a ulaşmıştı. Bağdat halkını rahatsız eden bu haber halife Nasır lidinllah’ı da yıprattı. Musul ve Erbil sahiplerine yazı yazan halife Nasır lidinllah Dukuk’ta toplantı yaptı. Erbil sahibi de Musul Sahibi olan Bedreddin Lülü’den yardım istemişti. ama askerleri az olduğundan dolayı bir şey yapamadılar. on yıldan sonra M. 1231 yılında Moğollar Huvarızım devletini işgal edip M. 1231 yılında Sultan Celalettin Menku Berti’yi öldürmüşlerdir. Böylece Moğollar önünde Irak ve Asya batısının yolları açılmıştı. M. 1236 yılında Moğol kuvvetleri Erbil’i işgal etti. Moğol ordusunun ilk hareketi Hülagü’nün verdiği emir üzerine Cırmağan ve Baycu liderliğinde Erbil ve Musul yolu ile Rum Diyar’ından Bağdat’a yönelmek ve bölgeyi batı yönünden kuşattıktan sonra doğudan gelen Hülagü ordusunu beklemekti. Hülagü’nün en iyi liderlerinden biri olan Kitubuk, yanına Moğol kağanları (Suncak ve Nuyan)’ı alarak Loristan ve Hozistan yolu ile sol taraftan Abbasiler devletin başkentine doğru yöneldi. Ayrıca H. 655 yılında Hülagü yanına Argon Kağanı, Nasreddin LiTüsi ve bakan Seyfeddin Bitekçiyi alarak Kırmanşah ve Hilvan yolu ile Hemden’den Dicle’ye indi. Orada Hülagü Irak’la kardeş olan dağlı bölge halkın güvenini kazanmaya çalıştı ve para vererek Süleyman Şah’ın birçok askerini yanına almayı başardı. Ayrıca Musul sahibi Bedreddin Lülü ve Fars Hamen bölgesinde kağan olan Ebu Bekir, Hülagü’ye mal ve adam verme gibi yardımlarda bulunmuşlardır. M. 1259 yılında Mucahideddin Eybek liderliğindeki Abbasi kuvveti Bağdat ile Samarra arasında olan Düceyil alanında Moğollularla çalıştı. Bir savaşa dönen çatışma Moğolların galip gelmesi ile sonuçlandı ve 200,000 savaşçıdan oluşan Hülagü ordusu Hanekin’den Bağdat’a ilerledi. Muharrem ayının ortasında, doğu tarafından gelip bütün yerleri kuvvetleri ile kuşattı. Muharrem ayının sonunda savaş başladı. Moğollar bazı yerlerden girmeyi başardı. Ayrıca iyi bir çözüm bulmak isteyen halifenin bütün çabaları boşa gitmiştir. Halife ve ailesi M. 1258 yılında Bağdat’a giren Hülagü ordusunu karşılamak zorunda kaldı. Bu olay hakkında tarihçiler tarafından yazılan bilgiler belki de vasıf edildiği derecede kötü sayılmaz. Yani abartılmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü şehirde halife sarayı, okullar ve pazarın bazı dükkanları ufak zarar görmesine rağmen ayakta kalmıştı. Eğer olay hakkında doğru bilgi ve gerçeğe yakın bir resim çizmek istersek dikkatli bir şekilde Moğollar gelmeden önce şehrin durumuna bakmamız lazımdır. M. 1184 yılında Irak’tan geçen Ebu Cabir Bağdat’ın varolduğuna işaret etmiştir. Irak’ın diğer şehirlerinin ise fethinde tehlikeli tahribata uğramadığını belirlemiştir. Ayrıca asıl yurtları Moğolistan bölgelerinde olanlar ve Türkiye’de yaşayan Türkler asıl Türkler sayılır.
Moğol işgalin ilk Aşamaları’nda M.1219 yılında Cengizhan İslam dünyasını geçerek Huvarİzİm devletini işgal etti. Bu da Mezopotamya ve Afganİstan ile İran bölgelerinin çoğunu kapsamakta idi. Ayrıca M. 1258 yılında torunu Hülagü, Abbasiler başkenti olan Bağdat’ı işgal etmişti. M. 1221 yılından bu yana Çin’den Rusya’ya uzanan Moğol imparatorluğu Irak ve çevresinde olan bölgeleri özellikle Abbasilerin kalesi olan Huvarİzİm devletini tehdit ediyordu. Ayrıca M. 1258 yılında yani Bağdat işgali sıralarında Abbasi halifesi askeri ve siyasi yönlerden Moğollara karşı pek iyi sayılmazdı. Çünkü Çin, Türkistan, Hindistan’ın bir bölümü, İran, Küçük Asya ve Rusya’ya kadar uzanan bu büyük imparatorluk sahibi Moğolların mal, silah ve güçlü bir orduları vardır. Hilafet devletinin sınırları ise M.1242-1257 Abbasi halife Mutasaam döneminde Tikrit’ten Fav’a, Hozıstan’ı kapsayan Halvan’dan Ana’ya kadar uzanırdı. Ayrıca Moğol işgali döneminde en güçlü İslam devleti, Selçuklu devletin kalıntıları üzerinde büyüyen Huvarızım devleti idi ki sonunda şekilde de olsa Mezopotamya ve İran’ın birleştirmesini başarmışlardır. şehzadesi Alaattin Mehmet olan bu devlet büyük mal, askeri araç ve gereçlere sahip idi. M. 1199-1219 yılında Mezopotamya ve Horasan krallarını yok edip Bağdat’a saldırmak istemişler, M. 1216 yılında kuvvetlerini toplayıp Irak’a doğru yönlenmişlerdir. Ama karlı bir fırtınanın kopması nedeni ile güçlü ordusuna rağmen geri dönmek zorunda kalmışlardır. M. 1219 yılında devletini işgal eden Moğollardan kaçarak Hazar denizi adalarından birine sığınıp hayatına orada veda etmiştir. M. 1221 yılında Moğolların Azerbaycan’daki Mirağa üslerinden Erbil’e doğru ilerleme haberleri Bağdat’a ulaşmıştı. Bağdat halkını rahatsız eden bu haber halife Nasır lidinllah’ı da yıprattı. Musul ve Erbil sahiplerine yazı yazan halife Nasır lidinllah Dukuk’ta toplantı yaptı. Erbil sahibi de Musul Sahibi olan Bedreddin Lülü’den yardım istemişti. ama askerleri az olduğundan dolayı bir şey yapamadılar. on yıldan sonra M. 1231 yılında Moğollar Huvarızım devletini işgal edip M. 1231 yılında Sultan Celalettin Menku Berti’yi öldürmüşlerdir. Böylece Moğollar önünde Irak ve Asya batısının yolları açılmıştı. M. 1236 yılında Moğol kuvvetleri Erbil’i işgal etti. Moğol ordusunun ilk hareketi Hülagü’nün verdiği emir üzerine Cırmağan ve Baycu liderliğinde Erbil ve Musul yolu ile Rum Diyar’ından Bağdat’a yönelmek ve bölgeyi batı yönünden kuşattıktan sonra doğudan gelen Hülagü ordusunu beklemekti. Hülagü’nün en iyi liderlerinden biri olan Kitubuk, yanına Moğol kağanları (Suncak ve Nuyan)’ı alarak Loristan ve Hozistan yolu ile sol taraftan Abbasiler devletin başkentine doğru yöneldi. Ayrıca H. 655 yılında Hülagü yanına Argon Kağanı, Nasreddin LiTüsi ve bakan Seyfeddin Bitekçiyi alarak Kırmanşah ve Hilvan yolu ile Hemden’den Dicle’ye indi. Orada Hülagü Irak’la kardeş olan dağlı bölge halkın güvenini kazanmaya çalıştı ve para vererek Süleyman Şah’ın birçok askerini yanına almayı başardı. Ayrıca Musul sahibi Bedreddin Lülü ve Fars Hamen bölgesinde kağan olan Ebu Bekir, Hülagü’ye mal ve adam verme gibi yardımlarda bulunmuşlardır. M. 1259 yılında Mucahideddin Eybek liderliğindeki Abbasi kuvveti Bağdat ile Samarra arasında olan Düceyil alanında Moğollularla çalıştı. Bir savaşa dönen çatışma Moğolların galip gelmesi ile sonuçlandı ve 200,000 savaşçıdan oluşan Hülagü ordusu Hanekin’den Bağdat’a ilerledi. Muharrem ayının ortasında, doğu tarafından gelip bütün yerleri kuvvetleri ile kuşattı. Muharrem ayının sonunda savaş başladı. Moğollar bazı yerlerden girmeyi başardı. Ayrıca iyi bir çözüm bulmak isteyen halifenin bütün çabaları boşa gitmiştir. Halife ve ailesi M. 1258 yılında Bağdat’a giren Hülagü ordusunu karşılamak zorunda kaldı. Bu olay hakkında tarihçiler tarafından yazılan bilgiler belki de vasıf edildiği derecede kötü sayılmaz. Yani abartılmış olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü şehirde halife sarayı, okullar ve pazarın bazı dükkanları ufak zarar görmesine rağmen ayakta kalmıştı. Eğer olay hakkında doğru bilgi ve gerçeğe yakın bir resim çizmek istersek dikkatli bir şekilde Moğollar gelmeden önce şehrin durumuna bakmamız lazımdır. M. 1184 yılında Irak’tan geçen Ebu Cabir Bağdat’ın varolduğuna işaret etmiştir. Irak’ın diğer şehirlerinin ise fethinde tehlikeli tahribata uğramadığını belirlemiştir. Ayrıca asıl yurtları Moğolistan bölgelerinde olanlar ve Türkiye’de yaşayan Türkler asıl Türkler sayılır.
Irak’ta Bağımsız Türkmen Hükümetleri/4.Irak’ta Safevi Devleti:
H. 914 yılında şah İsmail Bağdat’ı işgal etmiştir. hüküm ve idare yönlerinden deneyimli olmayan Safevilerin kurucusu Sultan Cined oğlu Şah İsmail H. 890 yılında dünyaya gelmiştir. Babası Cined vefat ettikten sonra makamını alan Şeyh Haydar’ı Destekleyenlerin diğer insanlardan farklı olmalarını sağlamak için 12 imamı temsil eden 12 renkli Kızıl taçları takmalarına karar vermiştir. Bu da insanlar tarafından Kızıl baş adıyla anılmalarına neden olmuştur. M. 1514 yılında Osmanlı ve Safeviler arasında yapılan savaş SafEvi Şahın galip gelmesi ile sona ermiştir. SafEvilerin kökeni M. 1338 yılında vefat eden şeyh Sofi’ye mensup olan dini bir Türkmen ailesine dayanır. Bu şeyh Erdebil Azerbaycan yörelerinde dini yönü ile ün kazanmıştır. Zamanla insanlar arasında bu ailenin nüfuzu artarak KaraKoyunlu hükümetinin ilgisini çekmiştir. şeyh büyüklerine baskı yapıp Ak Koyunlu komutanı Uzun Hasan’a sığınmalarına neden olmuştur. KaraKoyunlu devletin yıkılışından sonra Sofi ailenin durumu iyi olmaya başlamıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)