BAZI Tarihçiler Irak’a TürkmenLERİN gelişini şöyle anlatıLAR. Türkmenler Irak’a büyük topluluklar halinde hicret etmişlerDİR. Bu hicret Horasan’a vali olarak gelen “Übeydullah Bin Ziyat” döneminde yani H.54 yılında geçekleşmişTİR. Bu dönemde Müslümanlar ordusu (Orta Asya)’da Kıncari ve Semerkant gibi Türk diyarlarında İslam dinini yaYmaya başlamıştır. Ünlü tarihçi Tabari ŞÖYLE söylüyor, Übeydullah H.54 yılınıN Rebiü-evvel ayında, Cihon ırmağı yolu, Necari sonra Bekend bölgelerine saldırılarda bulunmuştur. Türkmenler’de (Kabeç Hatun) kraliçesinin komutanlığında şiddetli bir savunma yaparak yiğitlik ve silahları iyi kullanma yeteneklerini sergileyerek Übeydullah’ı hayran bırakmışlardır. Übeydullah da sonunda işlerinden 2000 okçu ve savaşçı seçip Irak’a göndererek Basra’da yerleşmelerini sağlamıştır. Bu savaşçıları da Übeydullah Basra’daki Irak limanına yapılan dış saldırılara ve YemeN’de İsyan eden oymakları bastırmak amaçları İLE kullanmıştır. Ayrıca bu Türkmenler, Araplarla karışıp kuran’i kerim’in dili olan Arapça’yı öğrenMİŞLER ve Allah’ın rızası için İslam düşmanları ile savaşmaya başlamışlardır. YAZILI BELGELER, Übeydullah Bin Ziyat’IN, Türkmenleri askeri yerlere girdirip Basra’daki Irak limanını kurmak ve iç isyanını bastırmak gibi işlerinde kullanan ilk Arap önder OLARAK BELİRTİRLER. İbnİ Hırdazebe ŞÖYLE söylüyor, Übeydullah Bin Zahir Horasan’a vali olduğu dönemde halifenin isteği üzere Türkistan’ın değişik yerlerinden yılda 2000 Türkü Irak’a gönderirdi dolayısıyla büyük sayıda Türk Irak’ta yerleşip Irak halkı ile kaynaşmış oldu. Böylece Irak’a Türkmen hicreti askeri nedenlerden dolayı devam etmiştir. Daha sonra Irak’ta yerleşip Ticaret, sanayi, ziraat ve siyaset gibi değişik işlerde çalışmışlardır. İşlerinde emanet ve katkısızlık olan Türkmenler Emevi devletin ilgisini çekip büyük bir kısmı orduda önemli askeri görevler işgal etmİŞTİr. Sonuçta Türkmenler Irak’ta, Emevi döneminden bu yana Irak ve Arap tarihinde önemli bir rol almıştır. Ayrıca Tabari şöyle söylüyor. Yezit H.132 yılında bir çok ay süren kuşatmadan sonra Vasıt şehrinde Cafer-El Mansur’a tam 2300 Türk’ü ELE GEÇİRMİŞTİR. Türkler, Emevi ordusuna hizmet edip bir çok önemli makamlar işgal etmişlerdir. Abbasi döneminde ise bilgiç Mustafa Cevat ŞÖYLE söylüyor; “Emevi liderleri Türkleri kendilerine yakın ettiği gibi Abbasiler de öyle yapıp propagandaları Türkistan ve orta Asya gibi Türk diyarına yetişmiştir. Ayrıca tarih sayfalarında anıldığı gibi Emevi devletinİN dağılması sonucunda Irak’ı fetih eden orDunun çoğu Türk ve Horasanlılardan oluşurdu. Böylece Türkler bir birini takip eden dalgalar şeklinde Irak’a girip Abbasilerin çatısı altına girerek Irak halkı ve Irak’ta olan Türkler kaynaşmışlardı. H.145 yılında Halife EbU Cafer El- Mansur (Bağdat) şehrini yapıp devletine başkent olarak tanıdıktan sonra Türklere de özeL konut yerleri tahsis etmiştir.
Mansur şehri dört mahallerden oluşmakta idi. En önemlisi El-Harbiye mahallesi ki adı Türk halkına mensup olan HARP Bin Übaydullah’a dayanırdı. Harp Bin Übeydullah’ı kendine yakın eden El-Mansur Bağdat Polis teşkilatınIN yönetİm görevini ona verdi ve daha sonra aynı görevi Musul’a taşındıktan sonra aldı. Ayrıca El- Harbiye halkının çoğu Türk ve Farslar’dan oluşurdu. Halife Harun El-Reşit de Türklerin harbi yeteneğinin farkına varıp kendi ordu ve bekçi teşkilatına almıştır. Abbasiler tarihine de BAKILDIĞINDA Türkmenlerin ne kadar önemli makamları işgal ettikleri gÖRÜLMEKTEDİr. Ayrıca Abbasilerin sekizinci halifesi olan Mutassam’ın yirmi Türk okçusu vardı. Böylece Türklerin Irak halkı ile yaşam, muamele ve hayatın diğer işlerinde ne kadar kaynaştıkları GÖZLENMEKTEDİR. Türklerin Abbasi devletinin tarihinde çok önemli ve hassas rollErı vardı. Hepsi şan dolu ve yurt edindikleri vatana karşı hizmet dolu İdiler. Ayrıca tarih bu vatandaşların katıKsız ve vefa dolu rollerini bahsederek anıyor. Abbasi halifesi olan Harun El-Reşid’in oğlu Mamun’e ait bekÇilerin çoğu Türkmenlerden oluşurdu. Bİlgiç şeyh Mehmet Rıza El-Şebibi Irak’ın tarihçEsi İbin El-Kuti adlı kitabında ŞÖYLE söylüyor; Mezopotamya, Sa’ad, El-Şaş, ASrusane ve El-sahaniyan TürkleriNİN başlarındaki Şehzadeler İslam’ı din edinmeye gayret etmişlerdir. Mamun H.218 yılında vefat ettikten sonra kardeşi Mutassam hilafeti almıştı. Görev başına geçen Mutassam devlete Mamun hilafeti döneminde yapılan bir çok devrim ve gÖrevleri bastırmalı idi. Mutassam, hilafet başlangıcında, karşı karşıya kaldığı bu devrimleri bastırmak ve güveni sağlamakta ordunun ne kadar önemli olduğunu ona anlattı. Çünkü ordu halifeler elinde temel bir unsur gibi idi. Ama Mamun ile kardeşi Emin arasında olan çekişme ve meydana gelen olaylar ortaya ayrılık çıkmasına neden oldu. Mamun oğlu Abbas da hilafeti istediğinde ordu’YA yöNeLİK isteğini pekiştirdi. Mutassam da bu hareketi bastırması için bir güç kaynağı aramaya başlamıştı. Bu kaynak da Türkler olmuştu. Ayrıca birçok Arap musannifleri TürkleriN savaştaki yeteneklerinden bahsederek aralarında dedikodu ve kendini mala kaptırmayıp düşmanlara kahramanca saldıran” kişilerin bulunduğuna işaret etmişlerdir. Mutassam’IN Türklere bir başka önem verdiği biliniyor. El-Yakubi ŞÖYLE söylüyor; Mutassam, Mamun zamanında SemerkanT’a özellikle Türkleri almaya getmişti. El-Mesudi de ŞÖYLE söYlÜyor; Mutassam Türkleri alıp çeşitli elbise ve altın takılarla süslerdi. Abbasilerin Türklere önem verme sebebi soylarına dayanırdı ve Abbasi halifeleri devlete isyan eden oymakları bastırmak için Türkmenleri kuzey AzArbEycan’ın çeşitli bölgelerindeN getirip Bağdat’a ve ona yakın olan bÖlgelere yerleştirmiştir. Geçen bilgilere dayanarak Mutassam Türkleri kullanan ilk halife değilDİ. çünkü krallık döneminde sayıları 4000 olan Türkler İslam’ı din bilip kral’ın özel kOrucusu olarak çalışlardı. DolayIsıyla halife Mutassam büyük bir şekilde Abbasi döneminde hicret ve yerleşmeleri durmayan ve sayıları artan Türklere itimat etti. birleşme ve deneme aşamasıNDA, Irak’ta Türkmenlerin yerleşmesi için uygun bir ortam yaratıp bu akınların diğer uluslar arasında erimesine neden olmuştur. Belki de bazı insanlar Türkmenleri M.1534 yılından bu yana Irak’ı yöneten Osmanlı devletinİN kalıntısı olduklarıNI sanırdı. Ama gerçek böyle değil çünkü Irak’ta Türkmen tarihi bundan daha uzak bir döneme dayanır. Ayrıca görüldüğü gibi Irak’ta Türkmen varlığı H.54 yılına dayanır. Irak’ta Osmanlı varlığı ise H.941 yılına dayanır o takdire Irak’ta Türkmen varlığı ile OsmanlılarIN girişi arasında tam 900 yıl vardıR. Ayrıca tarihi olaylar, bazı araştırmacıların uydurduğu gibi Türkmenler Osmanlı devletinİN kalıntısı olmadığını pekiştirmiştir. Bağdat tarihine bir göz attığımız zaman Türkmenlerin yaptıkları büyük hizmetleri görebiliriz. Bunlardan Ebu Sait El-Huvarızmi El-Türkmani tarafından yapılan Ebu HanifE İmame okulu, Mofakiya okulu, Sultan camii okulu, Zirek okulu ve Murcaniye okulu. Bu da Abbasi devleti tarihinde, Türkmenlerin ne kadar önemli bir rol oynadığına kanıttır.
23 Ekim 2007 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder